Hapishane ilk saatlerde senden ne alır
Sosyolog Erving Goffman, kapalı bir kuruma kabul sürecini şöyle anlatmıştı: kişisel kıyafetlerin alınır, sana üniforma verilir, eşyaların kayda geçirilir, çoğu zaman isminin yerini bir numara alır ve o andan itibaren programını başkası yapar. Buna benliğin «törpülenmesi» adını verdi; bu bir zalimlik değil, insanın kendini tanımlamak için kullandığı her şeyi üzerinden sıyıran bir konveyör banttır.
Sonra seçim yapamama hali devreye girer. İçeride ne zaman kalkacağına, ne yiyeceğine, nereye gideceğine karar vermen gerekmez: senin adına karar verilmiştir. Seçme becerin yok olmaz, ama kullanılmadığı için körelir; alçıdaki bir kas gibi. Bu yüzden uzun bir cezanın ardından insanlar sık sık aynı şeyi anlatır: bir düzine ekmek çeşidinin bulunduğu rafın önünde dönüp gitmek istersin.
- Arama
- Üniforma
- Numara
- Program
Hapishane alışkanlıkları özgürlükte neden kapanmaz
Buna daha 1940'ta prizonizasyon adı verilmişti: İnsan, yaşadığı ülkenin dilini öğrendiği gibi iç kuralları da benimser. Psikolog Craig Haney, 2001 tarihli incelemesinde bunu parçalara ayırdı; ama bunların hiçbiri bir arıza gibi görünmüyordu. Her biri, zayıflığın ilk göze battığı bir ortama verilmiş mantıklı bir yanıttı.
Bunun ne kadar derin yerleştiği büyük ölçüde değişir: cezanın süresi, yaş, koşullar, tek kişilik hücrede kalınıp kalınmadığı ve dışarıda birinin kalıp kalmadığı önemlidir. Tahliye sonrasına dair uzun süreli gözlemler az, bu yüzden «Ne zaman geçer?» sorusunun dürüst yanıtı şu: bazı alışkanlıklar aylar içinde kaybolur, bazılarıysa yıllarca sürer.
Hapisten sonra sıradan seçimler neden zor gelebilir?
Hapisten sonra özgür bir güne alışmaya ne yardım eder?
Kaynaklar
- Erving Goffman, «Asylums» (1961)
- Donald Clemmer, «The Prison Community» (1940)
- Craig Haney, «The Psychological Impact of Incarceration» (2001)
“Hapishane” dizisinde sıradaki
2 makalenin tamamı sitede, 2 tane daha uygulamada
